Çukurova'da Çoksesli Rüzgârlar
 
Üstün Öngel / ADANA
uongel@mail.cu.edu.tr
 
Adana'ya pek yüzünü göstermeyen "bahar", bu yıl cömert davranıyor. Çoksesli bir ılık rüzgâr mest edercesine insanların ruhunu okşuyor.
 
Çukurova'nın Baharı bir tuhaf olur. Kıştan çıkarsınız, baharın tadına varamadan yaz geliverir. İnsanların giysilerine de yansımıştır bu. Baharlık giysi nedir bilmez Çukurovalılar. Kışlıklar atılır, yazlıklar giyilir. Hava ya soğuktur, ya sıcak. Dile de yansır bu. Çukurovalı "serin" ya da "ılık" demez havaya. Ya "sıcak" der, ya "soğuk. Yoktur ara kavramlar, ara tonlar. Bu durum dille de sınırlı kalmaz, yaşamlarına da yansır neredeyse. Siyah beyaz bir dünya kurulur sanki. İlişkiler, ya düşmanlık düzeyinde ya da çok samimi dostluk düzeyinde gelişir. Bilinen bir şeydir, Çukurovalı sevdi mi tam sever, kızdı mı tam kızar. Adanalı örneğin, bu ülkenin "allaha küfreden" tek insanıdır.
 
Eh dünya siyah beyaz kurulunca, orada "çok sesliliğin" yeşermesi de pek kolay değildir.
 
Fakat, bu yıl bir başka tuhaflıkla karşı karşıyayız. Adana'ya pek yüzünü göstermeyen "bahar", bu yıl cömert davranıyor. Mayıs ayına ulaştık, hâlâ oldukça "serin" bir hava hükmünü sürdürüyor. Ayrıca iklim, sanki başka oluşumları da kendiliğinden davet etmişe benziyor. Çoksesli bir ılık rüzgâr mest edercesine insanların ruhunu okşuyor.
 
Çoksesli Çocuk Korosu ve Senfoni Orkestrası
 
Adana'da 1999 yılından beri varlığını sürdürüyor Çoksesli Çocuk Korosu. Kültür Bakanlığı ve Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası bünyesinde Ecmer Çatıkkaş yönetiminde kurulan koro, Eylül 2000 tarihinden itibaren, senfoni orkestrası flüt sanatçısı Nevin Apaydın tarafindan çalıştırılıyor. İlk formasyonunu Bulgaristan'da almış olan Nevin Apaydın'ın kimi zaman küçük çocuklarla çalışıyor olduğunu unuturcasına (en küçük koro elemanı 6 yaşında) büyük bir disiplin içinde çalıştırdğı ve yönettiği Çocuk Korosu, çok başarılı performanslarının yanı sıra, bir kültür oluşumuna da ön ayak oluyor. Elliyi aşan sayıda çocuk, aileler ve yakınları, her vesilede verilen konserleri izleyenler, çokseslilikle tanışıyorlar, tanışıklıklarını ilerletiyorlar.
 
Bu yıl 23 Nisan vesilesiyle, Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası eşliğinde verdikleri konser de her bakımdan takdire şayandı. Senfoni Orkestrası her hafta Cuma ve Cumartesi günleri olağan konserlerini aksatmadan veriyor zaten. Bu kez 25-26 Nisan konserinin ikinci yarısı tamamiyle Çocuk Korosu'na ayrılmıştı. Birinci yarıda, Gülden Gökşen'in ilk bakışta gösterişsiz ama pürüzsüz performansıyla şenlendirdiği Prokofiev'in 3 No'lu Piyano Konçertosu vardı. İkinci yarıda ise, Çocuk Korosu'nun seslendirdiği 10 şarkı yer aldı.
 
Şefe ve Soliste Övgü
 
Yıllar var ki Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası'nın konserlerine nadiren giderim. İşlerini tam ciddiye almadıkları duygusu uyandırırlar bende. Sanki "taşrada" olmanın rehavetidir buna sebep olan. Fakat o gün, büyük bir ihtimalle şef İbrahim Yazıcı'nın da etkisiyle, çok başarılı bir performans sergilediler. "Genç" sıfatını kullanmayı pek sevmem (bu ülkede kırkını aşmış sanatçılara bile hâlâ "genç" denir nedense....), ama İbrahim Yazıcı hem takvim yaşı hem ruh olarak çok genç duruyordu sahnede. Dilerim hiç "yaşlanmaz"! Çocuklarla gerçekleştirdiği provaları da seyrettiğim için rahatlıkla söyleyebilirim ki, bu konser için ideal birisiydi. Örneğin, provalar sırasında, bilhassa nefesliler grubunu, çocukların seslerini bastırmamaları için birkaç kez uyardı. Hatta bir keresinde, nefesliler grubundan bir eleman, "hiç çalmayalım o halde" diye serzenişte bulunduğunda, çok nazik bir dille, "arkadaşlar, sizden yapamayacağınız bir şey istemiyoruım, oraya inebilme kapasiteniz olduğunu biliyorum, ha gayret" diye cevaplayarak, bir başka sefer de, "arkadaşlar, bunlar çocuk şarkısıdır, kolaydır diye küçümsemeyin, kolay parçaları çalmak bazen daha zordur, lütfen işimizi ciddiye alalım" diyerek, ve gene çocuklarla nefis bir iletişim kurarak konserin başarılı geçmesinde çok önemli katkı sağladı.
 
Solist Gülden Gökşen ise, Almanya'da düzenlenen Prokofiev yorum yarışmasında kazandığı ikinciliğin tesadüf olmadığını gösterircesine, nefis bir performans sundu. Her haliyle alçakgönüllü olduğu belli olan Gökşen, "bis" parçası için de hiç nazlanmadı. Kendi bestelerinden üç parçayı iki gün seyircilerle paylaştı. Sanırım sonbahara doğru DMC'den çıkacak albümünde yer alacak bu parçaları, menajerinin muhalefetine rağmen seslendirdiğini öğrendik sonradan. "Türki Caz" (albümle aynı ismi taşıyor), "Çoban Yıldızı" ve "Ege'de Yakamozlar", insanda her biri ayrı tatlar bırakan nefis parçalardı. Albümü merakla bekleyeceğim ve herkese de şimdiden hararetle tavsiye ederim.
 
Devlet Çoksesli Korosu'nun da şefliğini yapmakta olan İbrahim Yazıcı'nın ve piyanist Gülden Gökşen'in, önlerinin açık olmasını, bu ülkede sıkça rastlanan ayak oyunlarına kurban olmamalarını yürekten diliyorum.
 
Süreklilik Olmalı
 
Güzel şeylerin sürekliliğini sağlamakta çoğu zaman beceriksiziz. Fakat, sanıyorum Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası olsun, ona bağlı Çoksesli Çocuk Korosu olsun, uzun soluklu olacak oluşumlar. Senfoni Orkestrası belli bir profesyonellik içinde yoluna devam ediyor, fakat Çocuk Korosu için aynı şeyi söylemek kolay değil. Koro şefi Nevin Apaydın işini tam profesyonellik içinde yürütüyor, fakat organizasyon anlamında yarı amatör zeminde yürüyor işler ve çocuklar başta olmak üzere herkesin fedakârlığı söz konusu.
 
Duyduğuma göre, Ankara Çoksesli Çocuk Korosu'nda yer alan çocuklara maaş bağlanması bile söz konusuymuş; bu doğruysa nefis bir gelişme. Adana için de, çocuklara maaş bağlanması hemen olmasa da, hem koroyu çalıştıranların, hem çocukların daha bir desteklenmesi, konser organizasyonlarının daha profesyonel zeminde yürütülmesinin sağlanması geciktirilmemeli. Senfoni Orkestası ile birlikte gerçekleştirilen bu konser organizasyonu çok başarılıydı. Ancak, sözgelimi bir ay önce Umut 2000 (depremzedelerin yararına oluşturulmuş ve devamı getirilen bir organizasyon) konserlerinin Tarsus ayağı, çocuklar için de, aileler için de, izleyiciler için de tam bir ızdıraba dönüşmüştü; çok soğuk bir salonda, piyanonun kilitli olduğu odanın anahtarının bulunamaması nedeniyle bir saate yakın bir süre çocuklar ayakta bekletilmişti. O konser sonrası kaç çocuk hastalanmıştır, siz tahmin edin.
 
Bu başarılı konserlerin devamını ve Çukurova'da böylesi baharların daha sık yaşanmasını dileyelim hep birlikte.
 

PENCEREYı KAPAT